ISH 2015

Cengiz Kazazoglu ile röportaj

Ne kadar zamandır Geberit ile çalışıyorsunuz?

Nisan 1988 yılında Geberit’in Türkiye’deki distribütörlüğünü yapan firmada çalışmaya başladım. Eylül 1993’te ise kendi şirketimi kurarak Geberit Türkiye distribütörlüğünü aldım. 2002 yılında Geberit, Türkiye ofisini kurdu, ben de Genel Müdür olarak göreve başladım. Yaklaşık 27 yıldır Geberit ile çalışıyorum diyebiliriz.

Bugüne dek kaç kere ISH Geberit standında bulundunuz?

Tam olarak hatırlamıyorum ama min. 10 kere katıldım diyebiliriz.

Günde ortalama kaç müşteri ile bağlantı kuruyorsunuz?

Sorumlu olduğumuz bölgelerden gelen ziyaretçi sayısı ortalama 6-8 arasıdır.

Müşterileriniz hangi bölgelerden geliyor?

Ziyaretçilerimiz ağırlıklı olarak Türkiye’nin büyük şehirlerinden geliyorlar. Daha sonra Azerbaycan diyebiliriz. Son ISH’de Irak’tan gelen ziyaretçilerimiz de vardı.

ISH’de edindiğiniz en faydalı deneyim nedir?

Bu fuarın en büyük faydası, tüm rakipleri ve yeni ürünleri daha detaylı ve yakından inceleme fırsatı elde etmemiz oluyor. Tesisat sektöründeki tüm yenilikleri görebiliyoruz.

ISH’ye ek olarak günlük iş gündeminizdeki konular nelerdir?

Geberit Türkiye olarak son yıllarda yüksek büyüme hedeflerimiz var. Bu hedeflere ulaşmak için çok çalışıyoruz. 2014 yılında hedefimizi tutturduk ve bu seneki hedefimize odaklandık. Birkaç hafta önce Türkiye için en önemli banyo mutfak fuarı olan Unicera İstanbul’a katıldık ve oldukça verimli bir fuar geçirdik.

Türkiye’de sektörün güncel durumunu nasıl değerlendirirsiniz?

Inşaat sektörü son yıllarda en hızlı büyüyen sektör diyebiliriz. Özellikle yeni şehirleşmeye verilen önem, önümüzdeki beş yıl içinde bu sektörde yıllık bazda benzer oranlarda bir büyümenin gerçekleşeceğinin göstergesi. Bu doğrultuda büyük inşaat şirketleri önemli projeler planlıyor. Biz de gerek ürün gerek hizmet kalitemizle inşaat şirketlerinin, mimar ve projecilerin çözüm ortağı oluyoruz. Dolayısıyla inşaat sektörüyle birlikte çözüm ortakları da büyüyor.

İnşaat sektöründeki büyümeyle beraber dünyadaki son trendlerin de hayatımıza girdiğini görüyoruz. Örneğin akıllı binalar… Farklı teknolojilerle donatılmış evler, son teknoloji ile üretilen ürünlerin kullanımını zorunlu kılıyor. Mesela rezervuarların duvar arkasına koyulmasını zorunluluk haline getiriyor. Hem şık bir görüntü isteği, hem de evlerin metrekarelerinin düşmesiyle yerden tasarruf etme talebi kaçınılmaz. Bu da gömme rezervuar, hemzemin duşlar gibi yeni teknolojilere olan ilgiyi artırıyor. Ayrıca akıllı klozetler her geçen gün daha fazla ilgi görüyor.

Son birkaç yılda pazar nasıl bir değişim göstermiştir?

Küresel ısınma, çevreye duyarlılık, sürdürülebilirlik gibi kavramlar popüler olmaya, tüketici bu konularda bilinçli davranmaya başladı. Yapı sektöründe de çevre dostu ürünler ön plana çıkıyor. Bu davranış biçimi bizi olumlu etkiliyor tabi. Geberit kurulduğu yıldan beri, 140 yıldır sürdürülebilir bir dünya için çalışıyor ve su ve enerji tasarrufu için çevreye duyarlı ürünler üretiyor. Son yıllarda tüm markaların aynı değerler için çalışması bizi mutlu ediyor. Ayrıca banyo trendleri de son birkaç yıldır popüler. Eskiden evin salon ve yatak odası dışındaki bölümlerine çok yatırım yapılmazdı. Son yıllarda tüketiciler otellerde gördükleri banyoları kendi evlerine uygulamak istiyorlar. Gömme rezervuarla, asma klozetlerle başlayan trend hemzemin duşlarla devam etti. Geberit inovatif ürünleriyle bu trendleri başlatıyor diyebiliriz aslında.

Önümüzdeki yıllar için beklentileriniz ne yöndedir?

Kentsel dönüşüm, nüfus artışı ve bazı kesimlerde yaşam tarzının değişmesi yeni konut ihtiyacının önümüzdeki 6-8 yıl daha devam etmesini sağlayacaktır. Benim beklentim sürdürülebilirlik, tasarruf gibi konuların öneminin artmasıyla ile birlikte sektördeki kalite standartlarının yükselmesi yönünde. Bu sayede yerli markalar ihracat oranlarını yükseltme imkanı bulurken, Geberit gibi yabancı markalar da yüksek kalite standartları konusunda oluşan bilinçten faydalanacaktır. Biz çok uzun süredir duvar arkasındaki ürünlerin de duvar önündeki kadar dikkatli seçilmesini ve bu seçimlerde fiyattan çok kalitenin ön planda tutulması gerektiğini vurguluyoruz. Önümüzdeki dönemde profesyonellerde ve son tüketicide bu bilincin daha da yükseleceğini tahmin ediyorum. Böylece fiyat odaklı bir pazardan kalite odaklılığa doğru yavaş da olsa bir geçiş sağlanabileceğini tahmin ediyorum.